Jump to Content
Jump to Navigation

Bir T-Mobile Reklamı -Hayat paylaşmak içindir!

7 June 2009

15 Ocak 2009′da sabah saat 11′de gizli kameralarla çekilmiş bu reklam, insanların içlerinde bir yerlerde saklı duran yaşam enerjisinin bir tek kıvılcımla nasıl da açığa çıktığını çok net gösteriyor. Londra’dayız, Liverpool Street istasyonu, günlük koşuşturma içerisindeki yüzlerce kişi bir yerlerden geliyor ve bir yerlere gitmeye çalışıyor. Yaşam enerjisi kısıtlanmış, hapsedilmiş. Ve birden yüksek sesli bir müzik yayını başlıyor. Ortada küçük bir grup ekipten belli ki, fakat sonra katılımın nasıl da arttığına bir bakın. Yaş, cinsiyet, ırk ayrımı olmaksızın neredeyse herkes aynı pozitif enerji düzeyine ulaşıyor, saniyeler içerisinde:

Parçalar:
1)Lulu - Shout
2)Yazz - The only way is up
3)Pussycat Dolls - Don’t cha
4)Viennese Waltz
5)Kool & the Gang
6)Rainbow - Since you’ve been gone
7)Millie Small - My Boy Lollipop
8)Contours - Do you love me

Şu video da birkaç katılımcı ile yapılmış ropörtaj:

Son olarak, reklamın hikayesi: http://www.clickliverpool.com/news/national-news/122434-t-mobile-liverpool-street-station-flashmob-ad-storms-youtube.html

Unutmadan, burada başarıyla tasarlanmış bir etkileşim mevcut.


Çapraz Yaya Geçidi

11 December 2008

Yayaya, bisikletliye önem ve değer verilecek kadar gelişmiş bir ülke için zekice, Melih Gökçek’in anlaması ise hayal, Türkçe bir kaynaktan eriştiysem de kaynağı hatırlamıyorum, üzgünüm: http://www.treehugger.com/files/2008/11/diagonal-crosswalks-los-angeles-video-pedestrians.php


Büyük fikirler,

11 December 2008

…basit fikirlerdir.

Öyle olmasaydı, örneğin, yıllardır buzdolabından meyve-sebze almak için belimizi feda ediyor olmazdık.


Büyük gruplar neden yaratıcı işler çıkartamıyorlar?

29 June 2008

“Ne tür insanları kesinlikle işe almazsınız?

- Sakallı, bıyıklı adam katiyen almam. Kirli sakal da sevmem. Her gün tıraş olacak bir kere. Cote D’Azur’e gider gibi gelinmez. Bluejean de giyilmez. Kadınlar da mini giyemez. Buranın da kendine göre bir ciddiyeti var. Biz 1 Haziran’dan 15 Eylül’e kadar “smart casual” giyiniyoruz, kravat filan yok, toplantıları olanlar takıyorlar tabii. Yılın geri kalan zamanları lacivert blazer- gri pantolon- kravat, bildiğimiz iş kıyafeti. Gerçi arkadaşlar, “smart casual” giyinmenin daha zor olduğunu söylüyorlar, uyumlu giyinmek daha zor, öteki türlü takımı giyiyorsun çıkıyorsun. Bir de cumaları daha rahat kıyafetler giyilir bizde.

Tişört giyilebiliyor mu?

- Yok, tişört olmaz, gömlekle gelecek, bir yakası olacak. Çorabı düşük adam da sevmem. Eti gözükmeyecek, Almanlarda vardır o çok. Ayakkabılar da boyalı olacak. Kadın personel için de düzgünlük isterim. Çok frapan olmasın.”

Bir Ayşe ARMAN ropörtajı, Rahmi KOÇ ile, tamamı şurada.


Havuz Problemi ve Bir Çözüm

18 June 2008

Los Angeles’taki bir içme suyu depolama merkezi olan Ivanhoe Reservoir yetkilileri, suyun güneş ışığı etkisiyle klor ve bromit ile reaksiyonu sonucu kansere sebep olan bromatla kirlenmesini önlemek için bakın nasıl bir çözüm üretmişler:

Sorunlara suyun içerisinden değil de üzerinden baktığınızda çözümler farklılaşmakta. Videosu için tıklayın.


Veblen, Freud ve Kullanıcı Deneyimi

19 April 2008

Veblen aylak sınıftan (leisure class) bahsederken, gösteriş tüketimine (conspicuous consumption) değinir, oradan parasal özenmeye (pecuniary emulation) bağlar konuyu. Modern reklamcılığın temelidir bu, reklamlarda izlediğimiz ideal aileler, ideal eşler, ideal çocukları ile ideal ortamlarda ideal hobileriyle uğraşmaktadırlar. Orada olmak, Aysun’u öpmek isteriz (şahsen geçersiz), Pepsi Max almaya koşarız markete (bu da öyle).

Farklı bir alandan bir arkadaşımız, Freud ise, bastırmaya (repression) vurgu yapar, Pepsi içen Aysun bastırılmış cinsel dürtülerimize cevap verdiği için Pepsi içmek isteriz bu bakış açısında. Veblen ile aynı şekilde, bugünün reklamcılığının temel çıkış noktasını işaret eder bu yaklaşım da, yüz yıl öncesinden.

Deneyim böyle mi tasarlanıyor acaba? Peşinde koştuğumuz kullanıcı deneyimi, bastırılmış dürtülerimize cevaplar ve gösterişli deneyim tüketimine olan özenmemizden mi ibaret?


Türk Online Haberciliğine Bir Bakış

31 March 2008

Türkiye’de habercilik internete basılı ve görsel medya sektörü tarafından taşınmadı. NetHaber.com, InternetHaber.com gibi asıl işi internet olan girişimler ile dikkatler çekildi, ardından basılı ve görsel medya potansiyel gücün büyüklüğü ile uyandı, uyanıştan sonra da hızlı hareket ettiler. Bildiğiniz hikayeleri anlatacak değilim, bazı ilginç bulguları paylaşacağım. Aşağıdaki grafikte ne görüyorsunuz?

5 farklı haber sitesi grafikleri.

Reach nedir?

2005-2008 aralığında aldığım bu grafik örneğinde, incelemeye dahil 5 web sitesinin de grafikleri neredeyse eş. Grafikleri kaydırıp üst üste getirsek, sapmaları fark etmek mümkün olmayacak. Bu şu anlama geliyor, aynı kullanıcılar aynı anda birden çok web sitesini ziyaret ediyorlar ve tahminimce uzun süreler de kalmıyorlar. Bunun temel sebebi, aynı haberi farklı bakış açılarından izleme isteği olabilir, ya da bir yerde göremedikleri haberi başka bir yerde arıyor olmaları. Bu başlı başına çok ilginç bir bulgu, ancak aslında ben sizi buradan başka bir yere götüreceğim.

Aşağıdaki görüntü yabancı gelmeyecektir:

HaberTurk navigasyon görüntüsü.

Bu görüntü HaberTurk’ten, hatırlayabildiğim kadarıyla bu yapıdaki navigasyonu kullanan ilk haber sitesiydi, başarılı oldu, taklit edildi. İlk değilse lütfen belirtin ifademi düzelteyim, ancak çıkarımlarımız açısından önemsiz bir veri bu.

Bu navigasyon aracı, kullanıcıya haberler arasında hızla gezinme imkanı ve örnek görüntüde izleyebileceğiniz gibi haberin özünü de tümüyle kavrama imkanı sunuyor. Örnek görüntü bu imkanı haberi çok iyi özetleyebildikleri için başarılı. Hürriyet bu navigasyon aracının kullanımını bir adım ileriye taşımış durumda:

Hürriyet navigasyon aracı.

Burada haber numarasının üzerine geldiğinizde, haber alanı altında konuyla alakalı iki farklı habere daha bağlantı beliriyor. Bu türde bir navigasyon aracına oldukça başarılı bir ek özellik bu. Kullanıcı Deneyimi açısından her iki navigasyon aracı da iyi bir erişilebilirlik notu alacak yapıda değil, bu açıdan en iyi uygulama metin üzerinden bağlantıları dolayısıyla NTVMSNBC’nin gibi görünse de durum göründüğü gibi değil, Javascript desteği kaldırıldığında haber başlıkları da yok oluyor:

NTVMSNBC javascript pasif görünümü.

Sonuca gelelim. Gelecekte, çoğu aynı ajanslardan beslenen online haber sitelerinden, haberleri çok iyi özetleyebilenler ayakta kalacak ve büyüyecekler. Yaptıkları bu özetleri teknik olarak da en etkin ve verimli yoldan aktarabilmeleri gerekiyor (buraya her şeyi yazarsam kime danışmanlık yapacağım?). Kullanıcı, haber sitelerine ayırdığı sınırlı dakikalarda gündemi yakalayarak bir sonraki haber sitesine geçme eğiliminde gibi görünmekte. Bu durumda, bu aktarım alanının geliri sağlayacak reklamlar açısından da çok iyi tasarlanması gerektiği ortada. Haber sitelerinin uzun süreli ve sadık ziyaretçileri için, üyelik sistemi yönetimini de çok iyi yapmaları gerekiyor. Yorumlar kolayca bırakılabilmeli, yorum sahiplerinin haber sitesi içerisinde oluşturduğu içeriğe odaklı ve tümüyle kendilerine özgü bağımsız bir kimliği olabilmeli. Kullanıcılar haber kaynağı olarak da daha aktif olarak kullanılabilmeli, CNN Türk “haberim” girişimi teknik olarak değil ama fikir olarak yeni ve güzel bir örnek, göreceğiz başarısını. Söylediğim gibi, iyi özetler ve bu iyi özetlerin başarılı sunumu anahtar, başarılar.


Arçelik, Arstil, Beko, sıradaki?!

14 February 2008

Arçelik web sitesine girmek istiyorsunuz, arcelik.com.tr yazdınız, ya da Arstil için arstil.com.tr yazdınız. İlginç bir şekilde Beko’nun CES‘te ödül almış bir LCD TV modeli ile karşılaşıyorsunuz. Hem öyle kolay da karşılaşamıyorsunuz, bekleyeceksiniz, yüklenecek, “Geç” diye bir şey yok elbette, bekleyeceksiniz, ziyaretçi değil misiniz, işiniz ne, biraz halay izleyin önce!

Arçelik maskotu halay resmi.

Önce anlayamadım ne olduğunu, herhalde dedim ödüle pek sevindiler, her yerde yayınlıyorlar, birazdan Arçelik web sitesi açılır. Bekle bekle, yok, gözüme adres satırı çarptı, adresin başına sihirli üç harfi ekledim; w, w, w.

Arçelik web sitesi çıktı karşıma, Arstil de aynı düzende, ve Beko, yeni bir kullanıcı deneyimi felaketine yelken açmışlar el ele.

Alt-alanadı (sub-domain) kullanıyor olsanız da, olmasanız da, ne olursa olsun, adresinizin başında ‘www’ ön takısı olsa da olmasa da web sitenize erişilebilmelidir. ‘www’ ön takısı ana dizin için algılanır ve kullanılır, ancak kullanılmadan da ana dizine gidilebilmelidir, kullanıcı algısı bu yöndedir. Alan adınızı hemen bir kontrol edin, bakalım ‘www’siz de erişilebiliyor musunuz?


HSBC Artık Görebiliyor!

11 February 2008

18 Haziran 2007′de HSBC yeni web sitesi ile alakalı bir yazı yazmışım. İletişim bilgilerine, özellikle de her an irtibat kurduğumuz kanal olan 444′lü hat numaralarına erişimin zorluğundan bahsetmişim.

Bugün tesadüfen gördüm ki HSBC kullanıcı deneyimi tasarımı ile alakalı bu ciddi yanlıştan dönmüş, ana sayfa dibine eklemiş numarasını, yazımı okudular mı bilmem ama geç de olsa yanlışı görebilmiş ve düzeltmiş olmalarına marka adına sevindim.


Maslow’a Göre Üstün İnsan

8 February 2008
  • Gerçeği, kendini ve diğer insanları olduğu gibi kabul eder.
  • Yaşamın getirdiği olayları tam anlamıyla yaşayarak tadını çıkarma eğilimindedir.
  • Kendiliğinden hareket eder.
  • Kendine ve yaşama gülebilir.
  • İnsanlığa değer verir ve onun sorunlarını ciddiye alır.
  • Son derece yakın ve derin birkaç dostu vardır.
  • Yaşamı bir çocuğun gözü ve kalbiyle görüp yaşayabilir.
  • Gerektiğinde çok çalışır ve sorumluluklarının farkındadır.
  • Dürüstür.
  • Çevresinin farkındadır, sürekli çevresini araştırır ve yeni şeyler dener.
  • Savunucu değildir.
  • Bağımsızdır.
  • Demokratik karakter yapısına sahiptir.
  • Ahlaki değerleri ayırt etmede üstün yetenekleri vardır.
  • Alıntıdır, ancak kaynağını not etmemişim. Maslow’a benden bir ekleme; bu kriterlere sahip insan aynı zamanda yaratıcı düşünme yeteneğine de sahiptir. Doğası gereği farklı bakar, olayları farklı açıdan değil farklı boyutta ele alabilir.

    Karşılaştığınız bir durum için, durup çerçevenin dışına çıkarak boyut değiştirmeyi hiç denediniz mi? Yoksa farklı açıdan bakmakla ve farklı açıdan bakanlarla mı yetiniyorsunuz?