Veblen, Freud ve Kullanıcı Deneyimi
Veblen aylak sınıftan (leisure class) bahsederken, gösteriş tüketimine (conspicuous consumption) değinir, oradan parasal özenmeye (pecuniary emulation) bağlar konuyu. Modern reklamcılığın temelidir bu, reklamlarda izlediğimiz ideal aileler, ideal eşler, ideal çocukları ile ideal ortamlarda ideal hobileriyle uğraşmaktadırlar. Orada olmak, Aysun’u öpmek isteriz (şahsen geçersiz), Pepsi Max almaya koşarız markete (bu da öyle).
Farklı bir alandan bir arkadaşımız, Freud ise, bastırmaya (repression) vurgu yapar, Pepsi içen Aysun bastırılmış cinsel dürtülerimize cevap verdiği için Pepsi içmek isteriz bu bakış açısında. Veblen ile aynı şekilde, bugünün reklamcılığının temel çıkış noktasını işaret eder bu yaklaşım da, yüz yıl öncesinden.
Deneyim böyle mi tasarlanıyor acaba? Peşinde koştuğumuz kullanıcı deneyimi, bastırılmış dürtülerimize cevaplar ve gösterişli deneyim tüketimine olan özenmemizden mi ibaret?
