Jump to Content
Jump to Navigation

“Etkileşim Tasarımı” Kategorisi Arşivi

Bir T-Mobile Reklamı -Hayat paylaşmak içindir!

Sunday, June 7th, 2009

15 Ocak 2009′da sabah saat 11′de gizli kameralarla çekilmiş bu reklam, insanların içlerinde bir yerlerde saklı duran yaşam enerjisinin bir tek kıvılcımla nasıl da açığa çıktığını çok net gösteriyor. Londra’dayız, Liverpool Street istasyonu, günlük koşuşturma içerisindeki yüzlerce kişi bir yerlerden geliyor ve bir yerlere gitmeye çalışıyor. Yaşam enerjisi kısıtlanmış, hapsedilmiş. Ve birden yüksek sesli bir müzik yayını başlıyor. Ortada küçük bir grup ekipten belli ki, fakat sonra katılımın nasıl da arttığına bir bakın. Yaş, cinsiyet, ırk ayrımı olmaksızın neredeyse herkes aynı pozitif enerji düzeyine ulaşıyor, saniyeler içerisinde:

Parçalar:
1)Lulu - Shout
2)Yazz - The only way is up
3)Pussycat Dolls - Don’t cha
4)Viennese Waltz
5)Kool & the Gang
6)Rainbow - Since you’ve been gone
7)Millie Small - My Boy Lollipop
8)Contours - Do you love me

Şu video da birkaç katılımcı ile yapılmış ropörtaj:

Son olarak, reklamın hikayesi: http://www.clickliverpool.com/news/national-news/122434-t-mobile-liverpool-street-station-flashmob-ad-storms-youtube.html

Unutmadan, burada başarıyla tasarlanmış bir etkileşim mevcut.


Spam konusuna Türkiye özelinde bakış

Saturday, June 23rd, 2007

1996-2007 yılları arasında birden fazla e-posta adresine sahip bir kullanıcının aldığı spam mesajlara ilişkin bir gözlemin grafiksel gösterimi.
1996-2007 yılları arasında birden fazla e-posta adresine sahip bir kullanıcının aldığı spam mesajlara ilişkin bir gözlemin grafiksel gösterimi.

Gelen spam mesajlardan çoğu e-posta sunucum üzerindeki filtreleme sayesinde işaretleniyor. Ancak vaktimi çalacak önemli miktardaki de gelen kutuma düşüyor. Gelen kutuma düşen bu istenmeyen e-postaları aslında gerçekten hiç mi istememiştim yoksa önceden isteyip şimdi yüzüne bile bakmıyor muyum, işte bunda kararsız kalabiliyorum.

Neden mi? Çünkü gelen postalar hizmet aldığım çeşitli kurumlardan geliyor. Bankalar, alışveriş siteleri ve diğerleri. Tamamında hesabımın olduğu yerler, peki gelen postalar, izinli pazarlama mı?

Elbette hayır, çünkü bilgilerimin alındığı süreçte bu konuya hiç değinilmiyor. Genel olarak çoğu servis, ‘önce mesajları göndermeye başlayayım sonra isterse çıkar nasıl olsa’ yaklaşımında bulunuyor. İyi halt ediyorlar.

Buraya kadar tamam gibi, tamam değil ama hadi tamam diyelim. Gelen e-postalarda ‘bir daha mesaj yüzü görmek istemiyorsanız tıkılayın’ gibi bir ibare arıyor gözler. Bundan sonraki tespitlerim hizmet aldığım adam akıllı Türk firmaları ile olan ilişkilerime dair gözlemlerimi içermektedir. Dış kaynaklı servisler bu konuda zaten çok hassas, sorunsuz. Çünkü gerekli yasal düzenlemeler mevcut ve uygulanmakta.

Şimdi gelelim güzide bankalarımıza, gsm operatörlerimize, alışveriş sitelerimize. Bunların:

Bir kısmında bu ibareyi buluyoruz, tıklıyorsunuz, en fazla bir pencere açılıyor ve listeden ayrılış sebebinizi soruyor, cevaplıyorsunuz ve iş bitiyor (kişisel gözlemlerime göre %25 oranında durum bu). Finansbank bu seçeneğe kötü örnek, sonradan bir de e-posta yolluyorlar, listeden çıkışı onaylamanız için, bu bir handikap. Lexmark Türkiye ve CHIP ise iyi birer örnek, tebrikler.

Bir kısmında ise benzer bir ibare bulamıyoruz (gözlemlerime göre %35 civarında bir oranla), yapacak bir şey yok, ’spam’ olarak işaretliyoruz. İşte yazık oldu firmanın hem marka imajına, hem dünya genelinde sunucular nezdinde temizlik düzeyine. eMecmua, ideefixe, HSBC Bank, Garanti Bankası, Vatan Bilgisayar v.d. rezil örnekler.

Kalan %40′lık oran benim asıl ilgimi çeken kısım, yazımın da temel sebebi. Bu orandaki e-postalarda yukarıda ifade ettiğime benzer bir ifade var evet, fakat (ama, fakat, lakin üçlemesi) tıkladığınızda ilginç olaylar dizisi başlıyor. İhtimaller şöyle;

  1. E-posta yazmanız üzere bir pencere açılıyor, ‘Kime:’ kısmı doldurulmuş, ‘Konu:’ da doldurulmuş (bazen bu da olmuyor ama neyse) ve size e-postayı göndermek kalıyor (acaba?). Burada gözden kaçırılan ve kullanıcı olarak beni berbat eden durum şu, benim birden fazla e-posta adresim var, mesajın hangi adresime geldiğini bilemiyorum (çünkü kendileri mesajı yollarken ‘Kime:’ kısmında ya hiçbir şey görünmüyor ya da genel bir adres süzülüyor). Sonuç; listeden çıkmak için bana e-postanın gönderildiği adresimden mesajı göndermem gerekiyor ancak bu adresi bilmeme imkan yok! Biliyor olsam bile, yönlendirme ile kullandığım bir adresim olabiliyor, yani üzerinden e-posta gönderemediğim bir adresim. Sonuç her durumda hüsran. ‘Marked as spam (spam olarak işaretlendi)’. Mybilet bunun bir örneği.
  2. Bir web sayfası açılıyor ve ilgili firmanın giriş sayfasındasınız. Daha önce izin vermediğim (ancak red de etmediğim) bir eylemi sonlandırmak için neden hesabıma giriş yaparak, ilgili menüye ulaşmak ve seçeneği değiştirmek zorundayım? Böyle bir sayfa gelirse karşıma, kapatıyorum. ‘Marked as spam’. Turkcell kullanıcı deneyimi tasarım felaketlerine bu konuyu da ekliyor. Yemeksepeti, bir diğer örnek, sanki konuya özel bir bağlantı var ancak ana sayfalarına yönleniyor.
  3. Yine bir web sayfası açılıyor, genel bir sayfa, basit bir form var, e-posta adresimi yazmak zorundayım ve ‘listeden çıkar’a tıklamalıyım. Hangi adresime gönderdiğinizi bilmiyorum ki? ‘Marked as spam’. Koyuncu Bilgisayar örneğinde, adresimi bulup yazmama rağmen çıkamıyorum mesela, sayfada hata oluşuyor. ‘Marked as spam’.

Sizin örnekleriniz de var mı?


HSBC (Dünyanın kör bankası) ve RSS Sorunum

Monday, June 18th, 2007

HSBC geçenlerde web sitesini yeniledi. Bunu da kullanıcılarına, duyurulması çok önemli bir konuymuş gibi, rahatsız edici bir e-posta ile duyurdu. Web sitesine ne kadar çok animasyon, hareket eklersek o kadar güzel olur yaklaşımıyla pek renkli bir web siteleri olmuş, güle güle kullansınlar.

Fakat (bunun geleceğini tahmin etmişsinizdir), ben bu banka web sitelerine çoğunlukla (eğer internet bankacılığı için girmemişsem) iletişim numaralarını almak için girerim, hani şu 444′lü olanları. Bugün HSBC web sitesine aynı amaçla girdiğimde gözlerim siteyi üst üste taramasına rağmen numarayı göremedim.

‘Bize Ulaşın’a tıkladım, pop-up form açıldı (!). Şube/ATM bağlantısına tıkladım (hani telefon bankacılığını ‘telefon şubesi’ olarak mı görüyorlar acaba diye) o da olmadı. Geriye kalan bağlantılar konuyla alakasız olmasına, ya da öyle algılamama rağmen tek tek denedim.

Meşhur ‘444 0 111′ numarasına, inanamayacaksınız belki ama ‘İnsan Kaynakları‘ bağlantısı üzerinden erişebildim. Ne alakası mı var? Siz ne anlarsınız kullanıcı deneyimi tasarımından, algılama yönetiminden.

Bu durum kullanıcı deneyimi kuramımızın birinci maddesinin birinci hükmüne doğrudan aykırı, bunu ileride HSBC’yi tekrar ele aldığım zaman detaylı açıklayacağım. Şimdi ‘HSBC (Dünyanın yerel bankası)’ sloganına önerdiğim alternatiflere geçelim:

HSBC (Dünyanın ‘bireysel telefon bankacılığı’ numarasını ‘insan kaynakları’ başlığı altına koyan yerel bankası)

HSBC (Dünyanın müşterilerinin kendilerine ulaşamadığını göremeyecek kadar kör yerel bankası)

Bloğumu RSS üzerinden takip edenlerin, özellikle de Google Reader kullanıcılarının bugün rahatsızlık duymuş olduklarını öğrendim ve FeedBurner ile yaşadığımız sorunlar dolayısıyla üzgün olduğumu belirtmek istiyorum.

RSS kaynağımda bir değişiklik yok, sadece yaptığım bazı ayarlamalar nedeniyle bugün tekrar eden kayıtlar oluşmuş (Google Reader üzerinde), bunun dışında her şey aynı ve yolunda.